Baştan şunu kabul etmek gerekiyor; Pearl Jam’in attığı veya atacağı her adım, ilk 3 albümünün etkisi altında kalmaya devam edecek. Korkarım ki 90’ların “grunge” jenerasyonu beklediği yenilikçi açılım, hiç bir zaman gün yüzüne çıkamayacak. Pearl Jam, kimilerine göre Nirvana’nın kazdığı yoldan ve kimilerine göreyse Ten’in haklı başarısıyla, “ana akımın” kanına girdiğinde sene 1991’di. Aradan geçen bu 18 yılda; basacakları her nota, yazacakları her söz merakla beklendi. 2009 için söz verdikleri yeni albümleri de geçtiğimiz ay sonu piyasaya çıktı. Pearl Jam; bu 9. stüdyo albümleri Backspacer’ın prodüksiyonu için Brendan O'Brien’la, seçtikleri ilk klip içinse yine eski dostlarından Cameron Crowe’la çalışmayı tercih etti. (Crowe: Singles filminin yönetmeni. 90’ların bu en afili filmde Pearl Jam elemanlarının da küçük rolleri olmuştu) Fakat bu eski dostlarla birleşme; albümün biraz daha “new wave” ve biraz daha “pop” etkileşimli olmasını engelleyemedi. Zaten bunu, daha “pop” bir sound’la geldiklerini, albüm yayınlanmadan söylemişlerdi. Gerçekten, Backspacer’ın neredeyse tamamında yükseklerde tuttukları enerjileriyle inanın beklentilerin neresinde kaldıklarını açıklamamıza hiç yardımcı olmuyorlar. 1991 yılında Pearl Jam, sadece müzikteki ana akımın değil, bir çok kişinin de kanına girmişti. Müzik piyasasına kattıkları bu kadar önemli ayrıntı varken, onları seneler öncesine takılı bırakmadan, yapacakları yeniliklere açık olmakta ve yeni albümleri için çıkacakları turnede ikinci İstanbul konserlerini vermeleri için umutları ayakta tutmakta fayda var. |