Radyo Eksen'de şu an :

dosya

18 Mart'ta muhteşem bir performansa imza atan Mark Lanegan, Gülşah Güray'ın sorularını yanıtladı

20 Mart 2015 - 11:06

Merhaba Mark, bir kez daha istanbul’a hoşgeldin. Geçen sene yeni albümün piyasaya çıktı. Nasıl olur da bir insan senin kadar kadar böyle yaratıcı ve motive olabilir?

Bilmiyorum, müziği – yazmayı ve çalmayı çok seviyorum. Bu beni sabahları yataktan kaldıran şey. Yaratıcı olmamı, oturup şarkı sözü yazmamı ve bestelememi bu sağlıyor. Başkalarının yaptığı işleri dinlemek de öyle, ne diyebilirim ki yapmayı sevdiğim şey bu.

Nerede kendinizi daha rahat hissediyorsunuz – kaydederken mi, çalarken mi?

Genelde stüdyoda kendimi daha rahat hissediyorum. Çünkü orada benim her hareketimi seyreden yabancılar olmuyor. Konsere çıkmayı da seviyorum tabii. Bütün bu işlemin sonucunda zaten yaptıklarımızı da alıp yollara düşmek ve konser vermek gerekiyor. İnsanların yaptığın şeyleri dinlemesi ve sevmesi çok hoş bir şey.



Eğer çok şahsi bir soru olmayacaksa; günlük hayatınızı merak ediyorum – sabah kalktığınızda ne yapıyorsunuz – kahve mi yoksa çay mı içmeyi seversiniz– müzik dışında hobiniz var mıdır – sizi sabah kalkıp da motive eden şeyler nelerdir?

Normal şeyler – eskiden kahve insanıydım sonra içmeyi bıraktım. Turnede çok vakit geçiriyorum, o yüzden enerji içeceğine verdim kendimi. Sabah kalkar kalkmaz açıyorum bir tane enerji içeceği, hatta karım inanamıyor buna – ama ne kahve ne de çay insanıyım – ben enerji içeceği insanıyım sanırım. Gerçi şu anda çay içiyorum, arada çay içtiğim de oluyor evet.

Ne bileyim rahatlamak için arabaya atlayıp gider misiniz, bazı insanlar araba kullanmayı çok sever, böyle rahatlarlar?

Los Angeles’ta oturuyorum o yüzden araba kullanmak zorundayım. Yani en azından bir yerden bir yere gitmek için araba kullanıyorum. Hayvanları çok severim, köpeklerimle takılırım. 3 tane köpeğim var, 2 kedim, birkaç atımız var. Aslında atlar karımın, o yüzden binmeyi bilmiyorum. Normal şeyler, sinemaya giderim, arkadaşlarımla takılırım, basket maçına giderim, izlerim.



Peki yeni nesil şarkılarınızın arkasında yatan gizli mesajları anlayamaz diye bir kaygınız oluyor mu? Mesela ben radyoda hiçbir zaman vereceğim mesajı direkt söylemem. Birinin bir mesajı almasını istiyorsam numara yaparım, şarkıları birbirine bağlarım, hikaye oluştururum. Sizin de muhtemelen böyle gizli mesajlarınız vardır, var mıdır?

Başka jenerasyonlar hakkında en ufak bir kaygım yok. Benim için önemli olan sadece şarkılarım. Ne hakkında olduklarını bilmiyorum, bazıları kişsel meselelerden çıkar bazıları farklı konulardan. Ben bile bilmiyorum ne hakkında olduklarını, o yüzden başkalarının da anlamasını bekleyemem. Bence şarkı dinleyici içindir. Bir kere yazdıktan sonra artık bana ait olmaz o dinleyicinindir artık. Bundan ne çıkarıyorlarsa şarkı odur. Büyürken dinlediğim şarkıları kimsenin benim gibi veya benim kadar sevmesini bekleyemem. Bir Neil Young şarkısı seviyorsam ve eğer aynı şarkıyı sen de seviyorsan bu ikimiz için de farklı anlama gelecektir, sanatın anlamı da budur zaten. Eğer bir resme bakıyorsak ikimizin de aynı şeyi görmesine imkan yoktur. Yani muhtemelen yoktur.

Aşk acısı çekerken mi yoksa zevkten dört köşeyken mi daha yaratıcı oluyorsunuz diye soracaktım, ama kısmen zaten buna cevap verdiniz. Aklınıza ilk gelen şeyin aşk olması gerekmiyor elbette. Gerçi ben sizin şarkıları dinlerken hep bir yerinde aşk mevzusuna bağlanıyorum. Belki de yanılıyorumdur, bilemem!

Birçok farklı aşk vardır. Şarkılarda bahsedilen aşk aslında başka şeyleri anlatmak için kullanılan bir metafordur. Başka şeyler de aşkı dile getirebilmek için metaforlaştırılmıştır. Aşkın ne olduğunu kim bilebilir ki zaten? Ne demek istedğimi anlıyor musunuz? Şarkı sözü yazarlarının kullandığı bazı belli araçlar vardır. Sözler, cümleler, fikirleri kullanırlar ve benim de onlardan bir farkım yok. Ben aşk kelimesini şarkılarımda kullanıyorum evet, ama gerçekten aşktan mı bahsediyorum, bilemem.



Ne tür müziğe hiç katlanamazsınız?

Buna cevap veremek zor, çünkü sevmediğim bir müzik çalıyorsa başka odaya geçerim veya evdeysem kapatırım. Sevmediğim şeyi dinlemem. Beni ne tür müzik sinirlendirir bilemeyeceğim o yüzden. Sevmediğim şeylere kafaya takan, dikkate alan biri değilimdir. Genelde hoşlanmadığım şeyleri görmezden gelmek benim için çok kolaydır. Böylece keyif aldığım şeylere daha rahat yoğunlaşabilirim.

“Floor Of The Ocean” şarkısının sizin için ayrı bir önemi mi var? Bana çok farklı geldi, öyle bir hissiyata kapıldım?

Bu son albümdeki şarkılardan biri. Bütün şarkıları çok seviyorum, bana göre bu albüm yaptığım en iyi albümlerden biri ve "Floor Of The Ocean" da albümdeki şarkılardan biri.

Gelecek planlarınızı sorabilir miyim?

Turne var şimdi, sene sonuna kadar da devam edecek. Sonrası için şimdilik bir şey diyemeyeceğim.

Yeni bir Mark Lanegan albümü olur belki?

Belki de olur, umarım olur, eninde sonunda olacaktır.

Teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.



Röportaj: Gülşah Güray
Fotoğraflar: Ali Güler

Diğer dosya