Radyo Eksen'de şu an :

dosya

"Hüzünlü olmanın, o anda kalmanın, rahatlatan bir yanı var." Daughter Vokali Elena Tonra

12 Nisan 2013 - 10:45
Explosions in the Sky’la The xx arasında bir yerde, hüzünlü sözleriyle kalbimizin orta yerinde kendine yer bulan Londra’lı 3’lü Daughter, 2 Nisan Salı akşamı Salon İKSV sahnesindeydi.

Grubun utangaç ve güleryüzlü vokali Elena Tonra ile röportaj yapma fırsatını kaçırmadık ve onu soru yağmuruna tuttuk.

 

Radyo Eksen: İstanbul trafiği ile tanıştınız sanırım.

Elena Tonra: Ah, evet. Çılgın bir yolculuktu. Arabalar birbirlerine o kadar yakın gidiyordu ki şaşkınlığım yüzümden okunuyor olmalı.

Radyo Eksen: 18 Mart’ta ilk albümünüz If You Leave’i yayınladınız nasıl hissediyorsunuz?

Elena Tonra: Büyük bir rahatlama yaşıyorum. Uzun süredir albüm üzerinde çalışıyorduk, yaklaşık 1 senedir. Aslına bakarsan çok uzun bir süre değil ama içindeyken böyle düşünmüyorsun. Albüm benim için fazlasıyla özel ve duygusal bir çalışma oldu. Aynı anda turneye devam ettiğimiz için stüdyoda uzun süre vakit geçiremedik. Bundan şikayet etmiyorum aslında çünkü bize farklı bir dinamik kazandırdı. Bazı şarkılarımız yolda yazıldı, dönüp stüdyoya girmek için sabırsızlandığım zamanlar oldu. Karmakarışık bir yandan da çok organize bir stüdyo dönemi sonunda albümü tamamladık.

Radyo Eksen: Karmakarışık ve organize’den ne anlamalıyım?

Elena Tonra: Albümü turne sırasında kaydettiğimiz için  tek bir stüdyoda uzun süre çalışamadık. Çok fazla paramızın olmaması da kayıtlara ayrı bir hava kattı diyebilirim. Kayıtları boş bulduğumuz ve eskiden kullanıp soundundan memnun kaldığımız bir kaç farklı stüdyoda ve evde, Londra’da yaptık. Evde ses yalıtımı olmadığı için kaydettiğimiz parçalara bazen sokakların sesi de karıştı. Bir de özellikle davullar için gittiğimiz bir stüdyo vardı. Yakalamak istediğin akustiğe göre tavanını alçalttığın ya da yükselttiğin bir stüdyo. Orada davulları kaydetmeyi seviyorduk baya cool bir ortamdı. Herneyse bu işin karmakarışık olan kısmı. Organize olan taraf ise stüdyoya girmek için gerekli ayarlamaları yapmaktı. Dediğim gibi çok uzun boşluklarımız yoktu ve zamanı doğru kullanmak gerekiyordu.

Radyo Eksen: 3 EP yayınladınız. İlk ikisi kendi imkanlarınızlaydı. Albüm için 4AD ile anlaştınız. Plak şirketi psikolojisi nasıl?

Elena Tonra: Bizi 4AD buldu. Ekipten biri konserimizi izlemiş ve başarılı bulmuş. Gerisini tahmin edebilirsiniz. Kayıtlar çoğunlukla kapalı kapılar arkasında yapıldı diyebilirim çünkü içine kapanık tipleriz ve bunun müziğimize etkisi büyük.  Herkes bunun farkında olduğu için bize hiçbir müdahale yapılmadı. Hatta bazı anlarda bizden daha hevesli olduklarını bile hissettim. Motive edici bir durum. Sanırım sonuçtan memnunlar. (Gülüyor)

Radyo Eksen: Şarkıların melodisi ve sözlerini düşündükçe mutsuzluk ya da yalnızlıkta size çekici gelen  bir taraf olduğunu düşünmeye başladım.

Elena Tonra: Bilemiyorum. Biraz depresif olduğumuz konusunda hem fikiriz. Bence hüzünlü olmanın ve o anda kalmanın rahatlatan bir yanı var. Moralim bozuk olduğunda, kendimi mutsuz hissettiğimde asla modumu yükseltecek neşeli şeyler dinleyemem. Aksine daha da karanlık müzikler ilk sıralarda olur. Mutsuzluk mu bilemiyorum ama hüzünlü olmanın ruha iyi gelen bir tarafının olduğuna inanıyorum.

Radyo Eksen: Sizin doğa sever bir topluluk olduğunuzu söyleyebilir miyim? Müzikleriniz havaya karıştığında etkisi artıyor.

Elena Tonra: Benim doğaya olan hayranlığım çocukluğumdan geliyor. Annem İtalya’nın kuzeyinde minik bir köyde doğup büyümüş. Anneannem ve dedem hala orada yaşıyor. Çocukluğum ve sonrasındaki yıllarda tüm yaz tatillerimi onların yanında geçirdim. Ancak biliyorsun ki şehir insanlarıyız. Dolayısıyla doğayla çok iç içe olamıyoruz. Doğaya olan özlemimi ve saygımı yaptığım müzikte canlı tutuyorum. Tam olarak tarif ettiğin gibi bir durum var.

Radyo Eksen: Explosions in the Sky, Sigur Ros ve biraz da The xx vari bir müzik dinliyoruz sizden. Yakın tarihte bir de Bon Iver Perth coverınızı dinledim, harikaydı. Tüm bu yumuşak başlı duruşunuza bakarak ilham kaynaklarınız kimler diye sorsam?

Elena Tonra: Küçüklüğümde her çocuk gibi bende anne ve babanın evde dinlediği müzikleri duyuyordum. Babam Bob Dylan ve Neil Young’ı çok sever annemse David Bowie hayranıdır. Kendi müziğimi bulmak için 13-14 yaşlarına kadar çırpındım. Babam benim müzik anlayışımın belirlenmesinde etkin bir rol oynadı. Mesela Jeff Buckley’le babam sayesinde tanıştım. Sanırım Vanilla Sky soundtrack’ini almıştı, hiçbirimiz filmi izlememiştik ama orada bir Buckley parçası vardı ve beni çok etkilemişti. Sigur Ros ile de o soundtrack sayesinde tanışmıştım. Sonrasında uzun zaman Jeff Buckley dinledim. Şimdi yaptığım müziğe uzaktan bakınca özellikle söz yazım kısmında bu isimler Bowie, Dylan ve Buckley etkilerini hissediyorum.

Radyo Eksen: Önce tek başına sadece gitarınla müzik yapıyordun, grup daha sonradan ortaya çıktı. Nasıl gelişti?

Elena Tonra: Sıkılmıştım. İstediğim etkiyi yaratamıyordum ve daha farklı bir yol izlemek istediğimi anlamıştım. O kadar şanslıyım ki, tam o sırada Igor (gitarlar) ile tanıştım.  Beraber şarkı yazdığımız bir ders alıyorduk. Derse her hafta yeni bir şarkı ile gelmemiz bekleniyordu. Igor benim sözlerime öyle güzel müzikler yapıyordu ki etkilenmemek mümkün değildi. Kafası farklı çalışıyordu. Bir zaman sonra beraber çalmaya ve üretmeye başladık ve Remi (davullar) ile tanıştık. Remi, duygusal bir insan. Onun tekniği şarkıları daha da güzel bir forma sokuyor. Sonuçta sevdiğimiz bir müzik yapmak istiyorduk ve bu noktada isteklerimiz aynıydı.

Radyo Eksen: Igor’la sevgili olduğunuzu okudum. Bu doğruysa eğer, sevgilinle çalmak-çalışmak nasıl bir duygu? Kıskançlık, sıkılmak ne gibi hallerdesiniz?

Elena Tonra: Doğru, Igor benim sevgilim. İki şeyi birbirinden ayırmak zor. İlk başlarda daha da zordu. Bir çiftin beraber geçirmesi gerekenden çok daha fazla zaman geçiriyoruz. Başkalarına sorsan bu sağlıklı olmayabilir. Ama bunun iyi tarafları da var mesela yaratıcılığımızı güçlendirmesi. Birbirimize karşı çok dürüst ve rahatız. Parçanın beğenmediğimiz bir kısmı konusunda rahatça fikirlerimizi paylaşabiliyoruz. Bazı kötü tarafları da var tabi. Ama şimdi bunları konuşursam beni azarlayabilir. (Gülüyoruz)

Radyo Eksen: Şarkılarınızın isimlerinin tek kelime oluşu, minimal başlayıp çığ gibi büyümesi, müziğinizin karakterinin bir parçası. Yazım aşamasını bize anlatmak ister misin?

Elena Tonra: Her parça ve durum kendi içinde değişiklikler gösteriyor. Smother parçası mesela; bir sabah uyandığımda, kendimi pek iyi hissetmediğim bir güne uyanmıştım, kelimeler bir anda döküldü. Gitarı elime alıp, müziğine konsantre olmaya çalıştığım sırada Igor geldi ve müzik devreye girdi. Her parça böyle olmuyor tabii. Ama genellikle, daha doğrusu her zaman sözler bana ait oluyor. Biraz kontrol delisiyim. Evet yani aslında öyle değil ama biraz da öyle sanırım. Basit bir gitar melodisi üzerine sözleri yazıyorum. Sonra Igor’a gidip dinletiyorum ve orada parçanın vücudu oluşuyor.

Radyo Eksen: Şarkıların yapısı gibi sürekli büyüyor yani?

Elena Tonra: Kesinlikle!

Radyo Eksen: Daughter ismi nereden geliyor?

Elena Tonra: Kendi solo projemdeki isimle devam edemezdim. Çünkü bu sadece benim grubun olmayacaktı. Daughter ismi uzun bir süredir, grup fikri ortada yokken bile aklımdaydı. Biraz ‘girly’ bir isim olduğunu kabul ediyorum ama şarkılar ve sözlerle uyum içinde olduğunu düşünüyorum. Ayrıca harflerin bir araya gelişi çok güçlü bir kelime ortaya çıkartıyor ama biraz kurcalayınca çok savunmasız bir duygu çıkıyor altından. Alışmak gerekiyor.

Radyo Eksen: Sıradaki planlar neler?

Elena Tonra: Avrupa turnemize bu akşam İstanbul konseri ile başlıyoruz. Çok heyecanlı olduğumuzu tahmin edebilirsin. Tüm Avrupa’yı gezip arından Amerika’ya gideceğiz. Daha sonra Fuji Rock festivali için Japonya’ya uğrayacağız, Glastonbury’de sahneye çıkacağız. Hiçbir zaman para biriktirip izleyici olarak bile gidemediğim Glastonbury’de sahne alacağım. Farklı duygular içindeyim. Çok şanslıyım.

Radyo Eksen: Elena, tanıştığımıza çok memnun olduk. Bize zaman ayırdığın için teşekkür ederiz. Bu akşam da dahil olmak üzere tüm konserlerde bol şans.

Elena Tonra: Bende. Çok teşekkür ederim.

Diğer dosya