Radyo Eksen'de şu an :

dosya

Karin Park "Müziğim Ben İlerledikçe Değişiyor"

13 Şubat 2013 - 19:31
15 Şubat Cuma gecesi Babylon sahnesinde izleyeceğimiz İsveçli sanatçı Karin Park ile mini bir röportaj yaptık.

Bir dönem modellikte yapmış, David Bowie'nin hayranlığını kazanmış sanatçıyla konuştuklarımıza bir göz atın deriz.

Bildiğim kadarıyla inançlı bir ailede yetiştin ve küçükken kilise korosunda şarkı söyledin. Bu geçmişin yeterli miktardaki kaotik soundunda etkisi nedir?
Karin Park: Koro’dan nefret ederdim. Haha. Hep solo olarak şarkı söylemeyi isterdim ve tüm o çocuklarla aynı sahneyi paylaşmak hiç hoşuma gitmezdi. Aynı yerde öylece dikilmekte hoşuma gitmeyen bir diğer şeydi. İnançlı yetiştirilmemin hayatımda ve müziğimde büyük bir etkisi var şüphesiz. Yarattığım müziğe gelince, bilmiyorum. Sanırım olduğum şeyin bir karışımı. Bu bir yolculuk ve ben devam ettikçe müziğim değişkenlik gösteriyor.

Benzersiz bir sesin var. Vokal tarzın Dreijer Andersson (The Knife)’ı anımsatıyor ve Björk gibi çok büyük bir isimle karşılaştırılıyorsun. Bu kıyaslama ve benzetmelerin seni mutsuz eden tarafları var mı?
Karin Park: İnsanların neyi karşılaştırdığını anlaybiliyorum. Bu durumu pek umursamasam da, pek tabii ki tamamen özgün olmak istiyorum. Herkes birileriyle kıyaslanıyor. Dünyanın en iyi sanatçılarından biriyle kıyaslanmak açıkcası beni memnun ediyor.

Dinlemeyi bırakamadığın isimler kimler?
Karin Park: Depeche Mode ve Captain Beefheart and The Magic Band. Birbirinden çok alakasız iki isim ama müzikleri asla yaşlanmayacak bir müzikleri var.

David Bowie’yi etkilemeyi başarmış bir isimsin. Bowie’nin müziğini beğendiğini nasıl öğrendin?
Karin Park: Kendisine bir konserinde destek olmamı istedi. Bende sakıncası olmayacağını söyledim ve gidip çaldım. Oldukça güzeldi.

Norveç’in Grammy’si sayılan Spellemannprise ödülünü 2 kez aldın. Sıradaki hedef nedir?
Karin Park: Norveç’te bir pop yıldızı olmak süper, ama ben bu durumu son albümle çizginin ötesine taşımaya niyetlendim. Örneğin İstanbul’a gelmek, daha bir çok başka ülkede konser vermek. Şu an yeni bir albüm üzerinde çalışıyorum ama tüm sene konser vermeye devam edeceğim. Ben ve kardeşim David için önemli olan yapmayı çok sevdiğimiz şeyi hayata geçirebilmek.

Sıkı bir Depeche Mode hayranı olduğun belli oluyor. Bir şans verilseydi kiminle ortak bir işe imza atmak isterdin?
Karin Park: Dave Gahan’la bir düet sıradışı olurdu. Santigold’u da çok beğeniyorum. Onunla beraber bir şarkı yapmak büyük heyecan olur.

Son albüm Highwire Poetry içinde dubstep elementlerini fazlasıyla barındıran bir çalışma olmuş. Bize biraz nasıl çalıştığını anlatsan?
Karin Park: Hayal gücümü tetiklemek için bir ses ya da resme ihtiyacım oluyor. Birazcık farklı bir ses bile duysam üzerine müzik yazmaya başlıyorum. Garip bir ritmi varsa bu daha da keyifli bir hal alıyor. Bunlar aklıma gelen bir fikrin temellerini atmak için yeterli. Ancak bazen bir parçayı bir araya getirmek tahmin ettiğimden daha kolay bazen de tam aksi, çok zor olabiliyor. Müziklerimi çoğunlukla evde kaydediyorum. Highwire Poetry için ufkumu açan birkaç yetenekli prodüktörle de çalıştım.

Tunede yaşanan ilginç olaylar?
Karin Park: En tuhaf olaylar kendimizi hiç beklemediğimiz durumlarda bulup doğaçlama yapmak zorunda kaldığımızda oluyor. Ekipman bozulur elektrikler kesilirse David ve ben durumu kolaylıkla toparlayabiliyoruz. Çünkü biz etrafımızdaki herhangi bir aleti müzik yapmak için kullanabilen türden sanatçılarız. Bir keresinde klavyem tam konser öncesi bozulduğunda 12 tane Coca Cola şişesinden kendime bir synthesizer yapmıştım. Bir kaç defa da elektrikler olmadığı için tüm konseri davullar eşliğinde tamamlamıştık. O sefer sahnede ışık bile yoktu ama seyricilerin çok hoşuna gitmişti.

Benimle konuştuğun için teşekkür ederim.
Karin Park: Birşey değil. İstanbul'a gelmek için sabırsızlanıyorum.

 

İrem C. Berkel

 

Diğer dosya