Radyo Eksen'de şu an :

haberler

Tom Meighan: "Yeni albüm 48:13 patlayacak. Yeniden doğmuş gibi hissediyoruz."

13 Mayıs 2014 - 15:19
Oasis'in gelişmişi, The Stone Roses'ın takipçisi olarak konumlandırılan İngiliz topluluk Kasabian, 5. albüm 48:13'ü Haziran'da yayına vermek için hazırlıklar yapıyor. Bu yılın Glastonbury sahnesine de çıkacak topluluğun vokali Tom Meighan, Sine Büyüka'nın sorularını yanıtladı.

 

Tom Meighan: Merhaba nasılsın?

Sine Büyüka: İyiyim çok teşekkürler, siz?

Tom Meighan: İyi, iyi, ben de iyiyim.

 

Sine Büyüka: Oldukça yoğun bir gün geçiriyorsunuz...

Tom Meighan: Off evet o kadar uzun bir gün oldu ki!

 

Sine Büyüka: Sanıyorum röportajlara saat 9’da başladınız.

Tom Meighan: Evet 9.30’da başladık!

 

Sine Büyüka: Bir müzisyen için çok erken bir saat...Peki...Yeni single’a ilk tepkiler nasıl? 

Panik hali, tuhaf, şaşkınlık, mutluluk, kahkahalar, çok sevenler, nefret edenler...İstediğimiz tam da buydu!

 

Sine Büyüka: İnsanları bölmek mi istediniz? 

Tom Meighan: Evet muhteşem oldu, herkes şarkıyı konuşuyor. Tepkiler çok olumlu. Bakarsanız Eez-Eh sadece 3 dakika. Şarkıyı yaptık, başını sonunu kestik, küt diye giriyor, küt diye çıkyor! İnsanı çarpıyor!

 

Sine Büyüka: Eez-Eh albümdeki en pop şarkılardan biri... 

Tom Meighan: Evet pop sana katılıyorum ama bir yandan da karanlık bir şarkı. Sergio özellikle benim için yazdı bu şarkıyı. Ben hep o kadar da kötü değilim derim, onu o yüzden koydu albüme. Şarkı otel odasında bir adamın herkese bağırıp çağırmasından bahsediyor...

 

Sine Büyüka: Şarkının ismiyle ilgili ne diyeceksiniz? Yazılış şekline bazıları çok bayılmadı... 

Tom Meighan: Öyle mi? Peki şimdi size kağıda yazayım. (Önümdeki defteri alıp üzerine “Easy” yazıyor.) Böyle dümdüz mü yazsaydık yani? Çok kötü görünüyor. İnsanların şarkıya ilgisi çok büyük. Klibi YouTube’da iki günde bir milyon kişi izledi. Bu şarkı büyük bir hit.

 

Sine Büyüka: Bu yeni albümünüzle ilgili beklentinin boyutuna da işaret ediyor mu sizce?

Tom Meighan: Albüm büyük patlayacak. Bu albümle yeniden doğmuş gibi olduk, sanki ilk albümümüz. Garip ama yepyeni bir grup gibi tınlıyoruz. Saklanmıyoruz, saçmalamıyoruz, çok netiz, korkmuyoruz. Bu albümle ilgili sevdiğim şey de bu. İçinde interlude’lar var, elektronik elementler var. Soundu muhteşem.

 

Sine Büyüka: Albümdeki prodüksiyon için de benzer şeyler söyediniz. Daha net, daha yalın dediniz. Sergio bu sefer neyi daha farklı yaptı? Diğer albümlerinizde prodüksiyonu abarttığınızı mı söylemek istiyorsunuz? 

Tom Meighan: Demek istediğim, Sergio önceki albümlerimizde başka prodüktörlerle ortak çalışmıştı. Bu kez her şeyi kendi yaptı çünkü bunun altından kalkabilecek kadar iyi. Kasabian onun bebeği. O Paul McCartney. Bu grubu o yönetiyor ben değil.

 

Sine Büyüka: Bu albümü özetleyen bir şarkı var mı? Ya da favori şarkınız ne? 

Tom Meighan: Glass’i çok seviyorum, çok güzel. (Şarkıyı söylemeye başlıyor.) Tüylerimi diken diken ediyor! Ama bütün şarkılar muhteşem. Ne yaparsanız “Şu ana kadar yaptığımız en iyi iş bu!” dersiniz tabi ama gerçekten şu ana kadar yayınladığımız en iyi albüm bu. Uzak ara!

 

Sine Büyüka: Bunlar oldukça iddialı cümleler...Daha önce iyi albümler yayınladınız. 

Tom Meighan: Bu hepsini ezer geçer! Bu albüm fazla iyi, fazla akıllı, fazla hızlı, çok güçlü! Bütün albümlerimi, bütün bebeklerimi, bütün çocuklarımı seviyorum ama bu tam bir canavar! Bu arada hangi ülkedensin?

 

Sine Büyüka: Türkiye.

Tom Meighan: Aman Tanrım! (gülüyor) Ama Londra’ya yaşıyorsun. Tamamdır, devam et devam et...

 

Sine Büyüka: Albümü yazarken etkilendiğiniz isimler arasında Kanye West ve Nirvana’yı sayıyorsunuz. Yan yana getirmek için enteresan iki isim seçmişsiniz. 

Tom Meighan: Sergio son Kanye West albümünündeki prodüksiyonu bizim albümle başka bir boyuta taşıdı. Hiphop tarzından ya da rap yapış şeklinden bahsetmiyorum. Albümleki sound’dan bahsediyorum. Kanye West bütün hip hop camiasına bu iş nasıl yapılır gösterdi. Prodüksiyon olayını bambaşka bir boyuta taşıdı. Ben de yaptığı işin çok zekice buldum. Biz de daha elektronik bir albüm yapsak mı, çıtayı daha yükseğe koysak mı diye düşündüm. Prodüksiyonu daha ateşli yapsak, şarkılar çatır çatır olsa, elektonik soundlar, davullar, büyük hit’ler...Sonunda yaptık ve Kanye bize büyük ilham verdi. Nirvana’ya gelince, şarkıların kıtalarına ve nakaratlarına bakarsanız grunge etkisini çok net görüyorsunuz. İlk Nirvana albümlerine bakarsanız çok iyi gitar hook’ları ve iyi sözler görürsünüz. İlhamlarımız derken bahsettiğim şey bu.

 

Sine Büyüka: Dalston’da koskoca bir duvarı albüm kapağınızın resmine boyama fikri nereden çıktı? 

Tom Meighan: İnsanları durdurup “Ne demek şimdi bu?” dedirtmek tabi ki! Dışardan sex shop gibi gözüküyor. Ya da gece kulübü gibi...Harap bir görüntüsü var duvarın.

 

Sine Büyüka: Kimin fikriydi peki bu?

Tom Meighan: Benim.

 

Sine Büyüka: Cidden mi?

Tom Meighan: Hayır! (gülüyor) Aitor Throup’un fikriydi. Oraya gidene kadar benim hiçbir şeyden haberim yoktu. Gidince “Bu da ne? Ne yapıyoruz burada?” dedim. Sergio da “Tulumları giyiyoruz!” dedi, “Anlamadım?!” dedim. Sırtında “malt süt” yazan tulumları gösterdi. “Malted Milk” diye bir bisküvi var ve ben nefret ediyorum. Sergio da bunu bildiği için tulumların sırtına özellikle böyle yazdırmış. Benim o bisküvilerden ne kadar nefret ettiğimi bildiği için inadına böyle yapmış. Cool görünmek ya da gizli bir mesaj vermek için değil, sadece beni kızdırmak için...Ellerimizde boya rulolarıyla işe koyulduk. Eğer gerçekten boyacı olsak bizi anında kovarlardı, o kadar kötüydük.

 

Sine Büyüka: Sokaktan geçenler sizi tanıdı mı?

Tom Meighan: Evet bizi işaret edip çığlık atan insanlar oldu. Birkaç Japon turist de hafif çıldırdı. Ama çok eğlenceliydi.

 

Sine Büyüka: Az önce Aitor Throup’tan bahsettiniz. Bir süredir kendisiyle birlikte çalışıyorsunuz. Bu kez albüm kapağının dışında sizin için ne yapıyor? Sahne tasarımı, sahne kıyafetleri? 

Tom Meighan: Aitor bu albümün çok büyük bir parçası ve bu da çok hoşuma gidiyor. Her zaman yaratıcı birine ihtiyacınız var. Çok zeki ve çok iyi bir insan. Buna ihtiyacınız var. Eğer aksini düşünseydim ona söylerdim. Albüm kapağını pembe yaptı çünkü düz siyah ve düz beyaz albümler çok yapıldı. Ben albümün adı Volume 5 olsun istedim ama Led Zeppelin’in 4’e kadar volume’ları var. Ben “Beşe kadar kimse gitmedi, bence yapabiliriz” diye albüm adı için Aitor’la tartışıyordum sürekli. Sonra birden “Tom buldum! 48:13” dedi ve ben de “Ah albümün süresine istinaden değil mi? Tamamdır bu iş oldu! Mükemmel!” dedim. Pembe rengin sebebi ise insanları rahatsız etmek, gözlerini yaşartmak.

 

Sine Büyüka: İnsanları provoke etmek hoşunuza mı gidiyor?

Tom Meighan: Hayır, hayır...Punk albümlerine baktığınızda, Neu’a ya da Alman Krautrock albümlerine baktığınızda pembe rengin çok sık kullanıldığını görüyorsunuz. Albümün adı iyi ama kartonet tasarımları muhteşem. Yanımda olsa da gösterebilseydim. Şarkı sözleri bile kitap gibi, İncil gibi yazılmış.

 

Sine Büyüka: Siz şarkı sözlerini yazarken nelerden etkilendiniz? Neler hakkında yazdınız çünkü bazı şarkı sözleriniz de eleştirildi? 

Tom Meighan: Açıkçası bir sürü şey hakkında yazdım. Hayat, mutluluk, üzüntü...

 

Sine Büyüka: Daha önce bir röportajınızda “Kasabian şu anda Everest Dağı’nın tepesinde” dediniz. Kariyerinizin en başarılı dönemindesiniz mi demek istediniz? 

Tom Meighan: Hayır. Bu albümle yapabileceğimiz en iyi albümü yaptık demek istedim. On yıldır yaptığımız en iyi albüm bu. Başka hiçbir şey bunun yanına yaklaşamaz.

 

Sine Büyüka: Siz kişisel olarak neredesiniz, nasıl bir dönemdesiniz?

Tom Meighan: Aydayım şu anda. Albümü beğendin mi? Seni şaşırttı mı?

 

Sine Büyüka: Evet duyunca şaşırdım.

Tom Meighan: Seni şok etti değil mi? Önceki Kasabian albümlerini daha mı çok sevmiştin? Haydi söyle! Dürüst ol.

 

Sine Büyüka: Gitar müzikle aram çok iyi değil açıkçası şu anda.

Tom Meighan: Ama bu gitar müzik değil ki! Elektronik rock’n roll! (şarkı söylemeye başlıyor) Davullar muhteşem! Bununla başa çıkamazsınız! Bu muhteşem bir albüm, dünyadaki bütün rock gruplarını alt edebiliriz bununla. Bütün grupların ödünü patlatacağız. O kadar zekice hazırlanmış bir albüm ki bu! Her şeyiyle şahane. Biz baya iyi bir rock grubuyuz! Şu anda burada oturup içtiğim için söylemiyorum bunu. Biz gerçekten çok çok iyiyiz! Bizim ayarımızda çok grup yok.

 

Sine Büyüka: Sizinle aynı fikirde olan pek çok hayranınız var.

Tom Meighan: Umarım sen aynı fikirdesindir. Gözlerin yeşil mi?

 

Sine Büyüka: Gri-yeşil. Bu sene Glastonbury’de headliner’sınız. Nasıl hissediyorsunuz? Sizce nasıl geçecek festival?

Tom Meighan: Bu an için çok bekledik, çok. Teklif gelmesi çok güzel. Michael Eavis’in kızı Emily sordu. Çok güzel, çok özel bir an olacak. Bence doğru bir zaman. Bütün taşlar oturuyor. Zamanı gelmişti. Mantıklı geliyor. Metallica ve Arcade Fire da olacak. Bütün dünya bu festivali izliyor. Ben de çok seviyorum. İyi günümüzde canlı performansımızla dünyadaki bütün gruplara kafa tutabiliriz, çok çok iyi bir rock grubuyuz. Orada olmayı hakkediyoruz. Sergio ile gitar çalmaya başladığımızda 17 yaşındaydık. Şu anda 33 yaşındayım. Bu uzun bir zaman. Çılgın değil mi? 1997’den 2014’e!

 

Sine Büyüka: Glastonbury dışında çalmaya can attığınız başka bir festival var mı?

Tom Meighan: O kadar çok var ki! Benicassim, Leicester’s...Victoria Park’ta çok büyük, muhteşem bir konser olacak. Gelmen lazım, eminim bayılırsın. Bayılırsın!

 

Sine Büyüka: Son sorum, Sergio ile aranız nasıl? Enteresan bir ilişkiniz var gibi?

Tom Meighan: Biz gay’iz tabi ki.

 

Sine Büyüka: Ben onu kastetmemiştim!

Şaka yapıyorum! İyiyiz, gayet iyiyiz.

 

Sine Büyüka: Çünkü aynı grupta olup sürekli beraber vakit geçirmek kolay değil.

Tom Meighan: Evet o yüzden ayrı odalarda kalıyoruz. Birbirimize yaşam alanı veriyoruz. Yoksa onu öldürürdüm. Daha doğrusu o beni öldürürdü! Ama benimle yaşamayı öğrendi. Bazen zor biri olabilir ama kötü bir anlamda değil. Bitti mi? Ah, inanmıyorum! Teşekkür ederim.

 

 

Röportaj: Sine Büyüka

 

Diğer haberler

Soft Cell veda konserini verdi

1984 yılında dağılıp, 2001’de yeniden bir araya gelip bir sene sonra dördüncü ve final albümünü yayınlayan Soft Cell, dü...